Batman yöresel yemekleri

Mart 13th, 2010

Damak zevkine sahip yöre insanının, toplandığı Batman’da çok çeşitli yemekler yapılmaktadır. Köftelerin, kebapların, sebze yemeklerinin hemen her çeşidi ilde yapılır.
Ayrıca kırsal kesimde, ( Tifik ve Kıcıl ) denilen ve çamurdan yapılmış ocaklarda pişirilen tandır ekmeği ve taş ekmeği Hevra çok nefistir.

KIŞLIK DOLMA

MALZEME:

Patlıcan  10 adet
Maydanoz  1 bağ
Kuru biber  10 adet
Pirinç  6 çorba kaşığı
Sivribiber  2 adet
Kuzu eti  500 gr.
Soğan  2 adet
Ayçiçek yağı  1/2 su bardağı
Domates salçası  2 çorba kaşığı
Kırmızı pulbiber  3 çay kaşığı
Sumak  2 çorba kaşığı
Et suyu  4 su bardağı
Karabiber   Tuz  

YAPILIŞI:

Patlıcanlarala biberleri yıkayıp süzdürn. Tencerede su kaynatıp, biberleri içine atın. Yaklaşık 10-15 dakika biberler yumuşayıncaya kadar haşlayın. Süzdürerek sudan alıp, ipinden çıkarın. Sivribiberlerin saplarıyla tohumunu temizleyin. Biber, soğan ve maydanozu ince ince kıyın. Pirinci yıkayıp süzdürün. Bir kapta eti, pirinç, soğan,maydanoz, biber, yağ, salça, sumak, tuz, karabiber ve kırımızıbiberle karıştırın. Yumuşatılmış patlıcan ve biberleri bu harç ile doldurup, ağızlarını içeri doğru bükerek kapatın. Gerekiyorsa açılmamaları için bir kürdanla tutturun. Tencereye dizin. Dolmaların üzerine et suyunu gezdirin. Bir taşım kaynatıp, ateşi kısın. Kapağını kapatarak yaklaşık 30 dakika pişmeye bırakın. Ateşten alıp, sıcak olarak servis yapın

Hasankeyf

Mart 13th, 2010

Diclenin kıyısında, zamanında medreseler, rasathane, darüşşifa ve diğer eğitim kurumlarıyla bölgenin ilim ve kültür merkezi olan Hasankeyf, ulaşım yolları ve ticaret merkezlerinin yer değiştirmesiyle günümüzde önemini yitirmiştir.


Kale’den Dicle Nehri, Eski Köprü ve Modern Köprü

İlçe, sahip olduğu zengin tarihsel yapılar nedeniyle 1981 yılında bütünüyle sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. GAP projesi kapsamında bulunan Ilısu Barajı nedeniyle bu tarihsel yapılar bütünüyle sular altında kalacaktır.Bu konuda çalışmalar Kültür Bakanlığı ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.


Hasankeyf’te Bir Caminin İç Kubbesinden Görünüş

Tarihçe:Hasankeyf’in ne zaman kurulduğu tam olarak bilinememektedir.Şehrin jeopolitik yapısı çok eski bir yerleşim merkezi olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir.Bugün bile zaman zaman bazıları mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaralar, insanların çok eski çağlarda burada yerleştiklerini göstermektedir.

Kale Başı Eski Şehir Hasankeyf

Mevcut bilgilere göre, Hasankeyf kalesinin kurulması,MS. 4′üncü yüzyıla rastlamaktadır.Bu yüzyıl ortalarında, Diyarbakır çevresini ele geçiren Bizans İmparatoru Konstantinos, bölgeyi korumak amacıyla iki sınır kalesi inşa ettirmiştir.Bu iki kaleden birisi Hasankeyf Kalesidir.


Yeni ve Eski Şehir Hasankeyf Bir Arada

Kale, Sasanilere karşı siyasi bir önem kazanınca, daha sağlam bir şekilde yeniden tahkim edilmiştir.Hasankeyf, MS. 639 yılında Emeviler tarafından fethedilmiştir.Bu tarihten sonra;Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ye Osmanlılar hakimiyet kurmuşlardır.Hasankeyf en parlak dönemini Artuklular döneminde yaşamıştır.Merkezde bu dönemden kalan pek çok tarihi eser mevcuttur. 


Kale Genel Görünümü

İklim: Bölgeye hayat veren Dicle Nehri, yörenin iklimini de etkilemektedir.Nehir kış aylarının ılıman geçmesini sağlamaktadır. Ortalama sıcaklık 25° C olup en yüksek ortalama ısı 40-43° C, en düşük ortalama ısı 6-8° C arasında değişmektedir.


Kale Genel Görünümü

Ulaşım: Hasankeyf’e gitmek için Mardin’den minibüsle Midyat’a, ordan yine minübüs ile Hasankeyf’e gidilebilir.


Dünyanın İlk ve Tek Açılır ve Kapanır Taş Köprüsü

Batmanda yapılacak aktiviteler

Mart 13th, 2010

- Bol yağlı et yemekleri, hamur işleri, yöreye özgün çorbalar, tiftik kıçıl denilen ve çamurdan yapılmış ocaklarda pişirilen tandır ekmeği ve taş ekmeği Hevranın tadına bakmadan,

- Yöreye özgü yün çoraplardan almadan,

- Hasankeyf’ i gezmeden,

- Tarihi camileri ziyaret etmeden dönmeyin.

Bartın yöresel yemekleri

Mart 8th, 2010

Bartın yemekleri etli, sebzeli, sütlü, hamur işli ve zeytinyağlı yemekler ile pilav, çorba ve tatlı çeşitlerinden oluşur. Dikkati çeken başka bir husus ise aynı türe ait yiyeceklerden pek çok çeşidin olmasıdır. Örneğin, ondan fazla dolma ve pilav çeşidine rastlanır. Bartın mutfağı ile ilgili yapılan araştırmalarda, yüzden fazla çeşide rastlanmıştır ve bu durum açıkça yöre mutfağının zenginliğini ortaya koymaktadır.

Pum Pum Çorbası

Malzemeler:

10 yemek kaşığı mısır unu,
150 gr. margarin veya 1 fincan zeytinyağı,
50 gr. kıyma,
pastırma veya sucuk,
2 dilim ekmek,
6 su bardağı su,
1 yemek kaşığı salça,
1 yemek kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri,
1 tatlı kaşığı tuz ve karabiber.

Hazırlanışı:
Bir tencereye mısır unu ve su konularak karıştırılır. Ateşe konulup bir süre kaynatılmaya devam edilir. Ayrı bir tavada da kıyma ile küp şeklinde doğranmış 1 dilim ekmek yağda kavrulur ve kaynamakta olan çorbanın içine katılır (Arzu edilirse bir su bardağı süt ilave edilebilir. Süt ilave edilecekse un bir kaşık artırılır). Tuz ve karabiber konulup bir süre daha kaynatıldıktan sonra ateşten alınır. Üzerine, küp küp doğranıp yağda kızartılan ekmek ile salçayla yapılan sos ve rendelenmiş kaşar peyniri serpilerek sıcak servis yapılır.

Yumurtalı Isput

Malzemeler:

1 kg. ısbut,
100 gr. margarin,
3-4 adet yumurta,
2 baş soğan,
50 gr. kıyma veya pastırma,
yeterince tuz ve karabiber.

Hazırlanışı:
Isbutlar iyice yıkanır, atık kısımları kesilip ayıklandıktan sonra 2 cm. uzunluğunda olabilecek şekilde doğranır. Tencereye konulan ısbutların üzerini örtecek kadar su konularak ateşte pişirilir. Haşlana ısbutlar ılıyınca avuç içinde sıkılarak başka bir kaba alınır. Ayrı bir tencerede de yağ eritilerek önce doğranan soğanlar kızarıncaya kadar birlikte kavrulur. Bu kez diğer kaptaki ısbutlar soğan veya kıyma tenceresine konularak birkaç dakika daha kavrulduktan sonra içine yumurtalar kırılıp yeterince tuz ve karabiber ilave edilerek karıştırılır.Yumurtalar pişince yemek ateşten indirilir. Sıcak olarak servis yapılır.

Bartın tarihi gezilecek yerleri

Mart 8th, 2010

Tarihi “Paphlagonia” bölgesindeki antik kentlerden; Sesamos (Amasra), Kromna (Kurucaşile) ve Erythinoi (Çakraz) Bartın sınırları içindedir. Antik değerlerin en fazla görüldüğü yer Amasra ilçesidir. Dünyada tek olan Kuşkayası Yol Anıtı, kale ve üzerindeki armalar, iki kilise, Bedesten,  İnziva mağarası antik kentin görünen yüzleri sayılır. Tiyatro (5000 kişilik), Forum, Şeref yolu, akropol ve nekropol gibi bölümler toprak altındadır.
  
Kuşkayası Anıtı - Amasra  
Amasra - Bartın karayolu üzerinde, Amas­ra’ya 4 km uzaklıktaki Kuşkayası mevkisindedir.Roma İmparatoru T. Germa­nious Claudius zamanında Doğu Eyaletleri İnşa Ordusu Komutanlığı yaptıktan sonra yaşam boyu Bitinya -Pontus Valiliğine atanan Gaius Julius Aguilla tarafından M.S. 41-54 yıllarında yaptırılmıştır. Roma yol ağının bir parçası olan ve İmpa­ratorun anısına yaptırılan bu anıt; yufka kabartma tekniğiyle kayalara oyulmuş Kral heykeli ve Roma Hakimiyet Kartalı ile birbirini tamamlayan  iki  kitabe,  oturma  sedirleri  ve  kaya  nişlerini  kapsamaktadır.    Anıta ait , Kral  Heykeli ve Hakimiyet Kartalı’nın başları tahrip olmuştur. Birisi kral figürünü çevreleyen Niş’in üstünde, diğeri kabartmalardan uzakta ve batıda bulunan birbirini tamamlayan kitabelerde; “Devletlerarası barışın ve dostluğun anısına, İmparator Germanious’un yüceliği için G.J.Aguilla dağı yardı ve bu dinlenme yerini kendi özel ödeneği ile yaptırdı” ifadeleri bulunmaktadır.
  
Antik Tiyatro - Amasra
Roma Dönemine ait olup, Aya Yorgi Tepesi’nin güney yamacındadır. Tiyatro boşluğu (Cavea) ve Sahne (Skone) bölümleri yıkılmıştır. Yeri mezarlık olarak kullanılan tiyatronun sadece bir giriş kapısına ait kalıntılar görülebilmektedir.
  
Bedesten - Amasra
Amasra’nın güneyinde, sahile yaklaşık 1.5 Km uzaklıktadır. M.S. 1. yy sonları ve 2. yy başlarında muhtemelen Roma Eyalet Meclis Sarayı (Bouleuterion) olarak  yapılmıştır. Basılıka planlı olup, 5 adet Sahını (Nef) ve 18 x 45 M.lik boyutlarıyla büyük bir yapıdır. Spor Salonu veya Roma Hamamı olabileceği, sonradan ticari amaçlarla kullanıldığından Bedesten adını buradan aldığı da tartışılmaktadır. Günümüzde harabe olup, tuğladan örülen duvarlarının bir kısmı ayaktadır.
  
Amasra Kalesi
Bizans Dönemine ait olan Amasra Kalesi, özelikle Ceneviz Dönemlerinde değişikliklere uğramış ve 14-15 yy.larda Ceneviz ve Osmanlı Dönemlerinde de ciddi onarımlar görmüştür.Kale; iki ana kütleden oluşmaktadır. Birisi, o zaman ada olan ve “Kemere” denilen bir köprüyle Amasra’ya bağlanan Boztepe’deki Sormagir Kalesi, diğeri Amasra’daki Zindan Kalesi’dir. Kuzeydoğu ucunda Büyükliman Kapısı, batısında Küçükliman (Antik) Kapısı ve güneyinde Zindan Kapısı bulunmaktadır.
  
Necropol - Amasra
Aya Yorgi Tepesi eteklerindeki bu antik mezarlık önemli ölçüde tahrip olmuş, Anıt mezarlar ve Lahit taşları inşaatlarda kullanılmıştır. Günümüzde sadece yeri bilinmektedir.
  
Yeraltı Çarşısı - Amasra
Roma Dönemine ait olduğu sanılan Çarşının, en önemli bölümü Tomaşkuyusu mevkisindedir. Bedesten’deki yapı tekniklerinin aynen uygulandığı 17 m.lik bir ana galeri ile buraya açılan yaklaşık 50 odadan oluşmaktadır. Güneye ve batıya doğru antik şehir alanlarında yer yer geniş kanalizasyonlara ve rogarlara rastlanır.
  
Yeraltı Galerileri - Amasra
Amasra Yeraltı Galerileri; Zindan Mahallesinde Kaleiçi’nden başlamakta ve liman yönünde yerleşim yerlerin altında devam etmektedir. 1.55 m. genişliğinde ve 1.80 m. yüksekliğinde, yan duvarları ve merdivenleri moloz taş örgü, tavanı ise kemerli taş-tuğla örgü sistemiyle yapılmıştır. Kale içindeki  ana girişten itibaren yaklaşık 80 m. uzunluğundaki bölümüne girilebilmektedir. Bazı tarihçiler, Roma Dönemine ait olan galerilerin yapımında Kapadokya’daki sığınakların esinti kaynağı olduğunu söylemektedirler
  
Yıkık Kilise - Amasra
Tavşan Adası’nda da Bizans Dönemine ait kilise kalıntılarına rastlanmaktadır.
  
Hisarkale Mahzeni - Kurucaşile
Tarihi Kromna Kenti’nin merkezi olan Tekkeönü Köyünün Hisarkale mevkisindedir. Tekkeönü Kalesine ait kalıntılarla bütünleşen ve kale içinden denize kadar uzanan bir dehliz ile 7 adet kaya kuyusundan oluşmaktadır. Dönemi bilinmemekle birlikte, kuyuların, Kromna halkınca savaşta erzaklarını saklamak için kullanıldığı, dehlizin gerektiğinde kaleden denize kaçış dehlizi olduğu  ve denize açılan kapısının liman yapımı sırasında doldurulduğu söylenmektedir.