Amasra

Mart 8th, 2010

Amasra, Bartın ilinin 17km. kuzeyindedir. Şehir, kuzeye doğru uzanan bir yarımada üzerinde, iki koylu bir yarımada biçiminde kurulmuştur. Yarımadanın uzunluğu 1.5km. dir. Doğusunda ve batısında iki koyu vardır. Doğusundakine “Büyük Liman”, batısındakine ise “Küçük Liman” adı verilir. Yeşilin her tonunun bir arada seyredebildiği, Karadeniz kıyı şeridi ve dağınık tepeler üzerine kurulan Amasra, tarihi turistlik şirin bir liman şehridir. Zonguldak ili ile Kastamonu’nun Cide ilçesi arasında küçük bir ara limandır.

Amasra ilçesi, 41-45 derece Kuzey enlemi, 32-35 derece doğu boylamı arasında yer almaktadır. Sınırları: Doğusunda, Kurucaşile; Batısında Bartın; Kuzeyinde Karadeniz; Güneyi, Bartın-Arıt bucağı ile çevrilidir. Amasra’nın merkezi 25 Hektometrekare olup, köyleriyle birlikte 100 Hm²’ yi geçmiş bulunmaktadır. Amasra dağınık tepeler üzerinde kurulan bir kasaba görünümündedir.

Yerleşim yerinin büyük çoğunluğu şehir merkezinde yoğunlaşmıştır. Evlerin bir kısmı orman alanları içerisinde yer almaktadır. Binaların büyük çoğunluğu betonarme, kangir, ahşap yapılardan oluşmaktadır. Tarihi evler ise kale içerisindeki yapılarla adeta başka bir tarih oluşturmuştur. Şehirdeki ahşap yapıların sayısı günden güne azalmaktadır. Yeni binalar yapılırken çevredeki arkeolojik ve doğal sit alan göz önüne alınarak gerekli ruhsatlar verilmektedir

Balıkesir yerel bilğileri

Mart 3rd, 2010

İl Trafik No: 10

Yüzölçümü: 14.292 km²

Nüfus: 1.076.347 (2000)

Balıkesir, Marmara ve Ege Denizine kıyı veren Türkiye’nin en çok adasını bünyesinde barındıran tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle gerçek bir turizm cennetidir.

Temiz deniz suyunun kumlu plajlara kavuştuğu, parlak yeşil renkli zeytinliklerle sarılmış koyları, irili ufaklı adaları, dünyada oksijenin en çok bulunduğu Homeros’un destanındaki İda Dağı, insanlara binlerce yıldır şifa dağıtan termal kaynakları ile Balıkesir, ülkede turizmin ilk başladığı yerlerdendir.

İlçeler: Balıkesir (merkez), Ayvalık, Balya, Bandırma, Bigadiç, Burhaniye, Dursunbey, Edremit, Erdek, Gömeç, Gönen, Havran, İvrindi, Kepsut, Manyas, Marmara, Savaştepe, Sındırgı, Susurluk.

Ayvalık: Balıkesir’in ilçesi olan Ayvalık, temiz deniz suyu ve plajlarla, yeşil zeytinliklerle sarılmış güzel kıyılara sahip, tarihi ve arkeolojik değerleri barındıran bir tatil merkezidir.

Erdek: Balıkesir ilinin ilçesi olan Erdek, Marmara Bölgesinin Marmara Denizi’ne doğru uzanan Kapıdağ Yarımadası’nda Erdek Körfezi’nde yeralır. Eski adı Arktonnesos olan Kapıdağ yarımadası ile kuzey ve batı çevresindeki Marmara, Paşalimanı, Türkeli(Avşa), Ekinlik adalarından oluşmaktadır.

Erdek, antik kentleri, Açık Hava Müzesi, temiz denizi ve kumsalı ile güzel bir turizm merkezidir.

Edremit: Balıkesir ilinin ilçesi olan Edremit temiz denizi ve plajları tarihi ve Arkeolojik eserleri ile bir turizm merkezidir.

Balıkesir yöresel yemekleri

Mart 3rd, 2010


höşmerim

Balıkçılık, tarım ve madencilikle geçimini sağlayan Balıkesir, her türlü meyve ve sebzenin,özellikle zeytin ve üzümün bol yetiştiği ve bunların ucuza satılabildiği güzel bir şehrimiz. Turistik olarak daha çok Erdek’le, Altınoluk’la, Bandırma’yla,
kilimleriyle birlikte anılıyor ismi… Hem Ege’ye hem de Marmara’ya kıyı sahibi…

Metez :

Hamuru yoğurup büyükçe açın. İçine soğanlı nar veya kıyma koyun. Suda haşlayın.Tepsiye alın ve üzerine zeytinyağı dökerek afiyetle yiyin.

Börülce :

Börülce ülkemizde daha çok Balıkesir’de yetiştirilen ve yemeklerde kullanılan bir haşlama salatasıdır. Sallama ya da sıyırma da denilir. Üzerine zeytinyağı veya koruk suyu ile dövülmüş sarımsaktan oluşan bir karışım ilave edilir ve servis yapılır.

Tirit :

Ekmekleri yahut yufka yapraklarını küçük küçük doğrayın; tepsiye dizin.Haşladığınız tavuğun suyunu döküp; tavuk etlerini, karabiberi ve en son kızdırdığınız tereyağı koyun ve servis yapın.

Balıkesir Kaymaklısı :

1 kg un
300 gr tereyağ
6 yumurta
½ kg tuz
700 gr kaymak
4 bardak şeker
6 bardak su

Unu, eleyip ortasını açın. Tereyağ ve sütü katıp yoğurun. 25 dk dinlendirdikten sonra avuçiçi büyüklüğünde parçalara ayırıp yufkaları açın. Pişirmeden önce üzerlerine su serpin. Fırında veya mangalda iki ayrı tepside pişirin. Birinci tepsideki yufkaların üzerine bolca kaymak yayın. Diğer tepsideki yufkaların kızarmış tarafını üstte bırakarak diğer tepsideki kaymaklı yufkaların üzerini kapatın. Su ve şekerle elde ettiğiniz şerbet koyulduğunda ocağın altını kapatın.Hamurlar üzerine gezdirerek dökün; kapak kapatın. Soğuduktan sonra baklava dilimi şeklinde kesip servis yapın.

Höşmerim :

1 kg tuzsuz peynir
1 çay kaşığı kabartma tozu
2 yumurta (sarısı)
250 gr irmik
1 çay bardağı un
3 bardak tozşeker

Peyniri bir tencereye koyun. Kabartma tozunu, iki yumurta sarısını ekleyin. Hafif ateşte karıştırarak bal sarısına dönüşene pişirin. Kıvama gelmiş olan peynire irmiği,unu, tozşekeri ilave edin. Şeker eriyene dek karıştırılarak pişirin. Soğutup servis yapın.

Sarımsaklı Bulgur:

1 paket pilavlık bulgur
½ kg haşlanmış göğüs tavuk eti
2 adet soğan
4 diş sarımsak (dövülmüş)

Bulgur, soğanla kavrulur. Tavuğun haşlandığı su ile haşlanır. Suyunu çektikçe su ilave edilir. Bulamaca dönüşürken ocağın altı kapanır; tepsiye dökülür. Üzerine rondodan geçirilmiş tavuk eti, sarımsak eklenir ve karıştırılır. ( Aslen tavşan etiyle yapılmaktadır.

Hasanboğuldu şelalesi

Mart 3rd, 2010

Bugün olduğu gibi 1800’lü yılların sonlarında da Edremit pazarı Çarşamba günleri kurulurdu. Yörenin tüm köylüleri Çarşamba günleri Edremit’e gelir malını satar, ihtiyacını alırdı. Kazdağı’nın 1500 m. yüksekliğinde, Sarıkız zirvesinin eteğinde kıl çadırlardan kurulu yüksek obanın güzel kızı Emine de böyle bir Çarşamba günü Edremit pazarına iner ve Zeytinli Köyü’nün yakışıklı delikanlısı Hasan ile gözgöze gelir. Sevdalanan iki genç her Çarşamba günü buluşurlar. Emine, beş saatlik yoldan getirdiği sütü, peyniri, balı Hasan’a verir, bahçıvan olan Hasan’dan ihtiyacı olan sebzeyi alırdı. Pazar dönüşü birlikte Zeytinli Köyü’ne kadar yürürler, Emine oradan ayrılır ve daha dört saat sürecek olan zahmetli dağ yolundan obasına dönerdi.

Gençler evlenmeye karar verirler. Hasan’ın içgüveysi olarak obaya gitmesi söz konusudur. Onu babasız büyüten annesi oğlunun mutluluğu uğruna yalnız kalmaya razıdır. Emine’nin ailesi ise bu evliliğe karşı çıkar. Oba yörük obasıdır Emine de yörük kızı. Aile, Hasan’ın zor doğa şartlarına dayanayıp dayanamayacağını sınamaya karar verir. Sınav başarılı olursa Emine’yi istemiş olan obanın gençleri de yiğitlik gösteren Hasan’ı kabulleneceklerdir. Hasan annesi ile helalleşir, anlaşma gereği 40 okka (yaklaşık 60 kilo) tuz dolu çuvalı sırtlanır ve Emine ile obaya doğru yola çıkarlar. Önlerinde dört saatlik zorlu bir dağ yolu vardır. Bir saat sonra Beyoba Köyü’ne varırlar. Tuz Hasan’ın sırtını yakmaya başlar. İkinci saatte Sutüven şelalesine ulaşmışlardır. Yol dere içinde kaybolmuş, taştan taşa atlamak Hasan’ı yormuş, dizleri titremeye başlamıştır. Gökbüvet’e geldiklerinde Hasan’ın gücü biter ve yere düşer. Emine çaresizlik içinde Hasan’ı yüreklendirmeye çalışır, ancak Hasan ayağa kalkamaz. Emine’ye yalvarır, başka yerlere kaçmayı teklif eder. Emine ise katıdır, ailesine ve obasına söz vermiştir. Hasan’ın yakarışlarına yanıt vermez ve çuvalı sırtlayarak obanın yolunu tutar. Hasan ise ardından “beni bırakma, senin köyüne gelemiyorum, köyüme de dönemem” diye acı acı haykırır. Emine derenin uğultusuna karşın Hasan’ın umutsuz çığlıklarını hep duyar. Obaya vardığında çok pişman olur ve geri dönmek ister. Ancak ailesi gece vakti onu ormana bırakmaz.

Sabahın ilk ışıkları ile Emine, doğru Gökbüvet’e koşar ama Hasan yoktur. Annesine gider, Edremit’e koşar ancak kimse Hasan’ı görmemiştir. Bir daha obasına dönmeyen Emine kulaklarında Hasan’ın onu çağıran sesiyle dere boyunca mecnun gibi dolaşır durur. Günler sonra Hasan’a hediye ettiği çevreyi Gökbüvet’in çılgın suları içinde farkeder. “Yanına geliyorum Hasan” diyerek bu çevre ile kendini ulu çınara asar. O gün bugün Gökbüvet’in adı Hasanboğuldu, dallarını büvetin suları içine sallandıran çınarın adı da Emine Çınarı olur

Balıkesirde yapılacak aktiviteler

Mart 3rd, 2010

- Şeytan Sofrasında günbatımı izlemeden,

- Cunda Adasında balık yemeden, Avşa şaraplarının tadına bakmadan

- İlçe plajlarında denize girmeden,

- Kaplıcalarından yararlanmadan,  

- Höşmerim tatlısı yemeden, Susurluk ayranı içmeden,

- Kolonya ve almadan,Sındırgı’dan Yağcı Bedir halısı almadan dönmeyin