Yalova otel
Altınova
Posted on Ağustos 16, 2009 |
Nice kervanlar konaklamış, nice yolcular geçmiş Altınova’nın İpek Yolu’ndan Nice mücevherler taşınmış, çanlarını çalarak geçen ipek yüklü deve kervanları, onlara eşlik eden atlılar bugün yok. Ama Altınova’da doğanın kusursuz güzelliği hâkimiyetini korumaya devam ediyor.

Ulaşım
Kolay kara ve deniz ulaşımı ile bölgenin en işlek alanlarından biri olan Altınova ilçesi, İstanbul-Kocaeli ve Bursa’yı birbirine bağlayan E5 karayolu üzerinde yer alır. İlçe sınırları içerisinde bulunan Topçular-Eskihisar feribot iskelesinden sürekli İstanbul’a seferler yapılmakta, İznik üzerinden Bilecik ve Eskişehir’e ulaşım sağlanmaktadır.
İzmit Körfezi’nin en fazla daraldığı noktada yer alan Altınova, yeşil bitki örtüsü ve alımlı sahil bandı ile bölgenin görülmeye değer yerleşim alanlarından biridir.
Bir zamanlar deve kervanlarının paha biçilmez yüklerle geçtiği eski ipek yolu, şimdiler de muhteşem doğa güzelliği ile turizme açılıyor..

Adını Bulgaristan’dan göç eden 40 ailenin satın aldığı ve genişlettiği Altınzade Çiftliğinden aldığı bilinir. Tarih sayfalarında Kostantin tarafından kurulduğu yazılan Helenopolis (Hersek) , Altınova’nın önemli bir yerleşim merkezidir. Kostantin’in, Annesi Helena’nın adından dolayı buraya Helenopolis ismini verdiği ve Justiniaus devrinde Roma İmparatorluğu’nun merkezinin İstanbul’a taşınmasıyla İstanbul- İznik yolu üzerinde bulunan Helenopolis’in öneminin arttığı görülmektedir.
Bitki Örtüsü
Akdeniz ve Karadeniz ikliminin hâkimiyeti ve bereketli tarım alanlarına sahip olması nedeni ile her çeşit sebze ve meyvenin bolca yetiştiği Altınova, klimal yapısı ile de çiçekçiliğin gelişmesine elverişli bir yerleşim alanıdır. İç ve dış mekân süs bitkileri ile kesme çiçek yetiştiriciliğin yaygın olması ilçeye başka bir güzellik de katmaktadır. Meyve ve sebze ve çiçek bahçeleri ile donanmış olan Altınova, yeşil bitki örtüsü ve orman alanları ile bir doğa harikasıdır.
Yalovada yapılması gerekenler
Posted on Ağustos 16, 2009 |
- Çınarcık’ta denize girmeden,
- Termal Kaplıcalarına gitmeden,
- Atatürk Köşkünü ziyaret etmeden,
- Termal yolu üzerinde Samanlı Köyünde bulunan Karaca Arboretum’u görmeden dönmeyin.
Atatürk’ün kenti yalova
Posted on Ağustos 16, 2009 |
Yalova yöresi, Türkler’den önce Roma- Doğu Roma ( Bizans)’ya, daha önce de Bitinya’ya bağlıydı.
Bitinya, bölge olarak verimli ve sulak bir alan olmasına rağmen, günümüzdeki Yalova il merkezinin bulunduğu alan, bataklıktı ve yerleşim için uygun bir yer değildi.
Anadolu içleriyle bağlantısı olan kıyı bölgelerinde, yerleşim yerleri oluşmuştu.
Yer yer de, başkentin ileri gelenlerinin yazlıkları göze çarpıyordu.
Bitinya ile ilgili Bizans arşivlerinde, belki de yerleşim yeri olmadığı için, Yalova yöresi ile ilgili olarak çok az bilgi vardır.
Örneğin, 1236 yıllarına ait bir belgede, Yalova yöresinin genel adının Pylopythia olduğu yazılıdır. Antik dönemde, bugünkü Çiftlikköy Sahil Mahallesi’nin bulunduğu yer civarında Pylai (Pylai, geçit demektir) isimli bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Termal kaplıcalarının adı da, aynı dönemlerde Pythia idi.Büyük bir olasılıkla, bu iki isim birleştirilerek bölgeye bu ad verilmiş olabilir.
Bazı kaynaklarda da, Yalova yöresiyle ilgili olarak Xenodochion ismine rastlanmaktadır. Ancak, bu ismin ne anlama geldiği ve neden bu bölgeye verildiği tespit edilememiştir.
13 ncü yüzyılda, günümüzdeki Karamürsel ve Yalova arasındaki düz kıyı ovası Halizones Toprakları ya da Yalak Ovası olarak adlandırılıyordu.
Osmanlı geleneği, Yalak Ova’da, Yalknya adında bir kadına ait bir kale olduğunu, Yalak Ova sahibi Yalknya’nın erkek kardeşi Kaloyan’ın Koyunhisar’ın komutanı olduğunu kabul eder.
Prof. Dr. Halil İnalcık, “ Türkçe Yalova adı, Yalak Ovası’ndan türemiş olmalıdır. Koyun Hisarı da, Yalakdere Vadisi’nde bulunan Çoban Kale olmalıdır” der.
15 ve 16 ncı yüzyıl tarihçileri, günümüzdeki Yalova yöresi için Yalak Ova adını kullanmışlar, zaman zaman da Yalakabad demişlerdir.
Yörenin adının nereden geldiği konusunda tam bir bilgi olmamakla birlikte, Kâtip Çelebi, Yalakabad adından söz etmekte ve kaplıcanın bulunduğu yere, Yalıova denildiğini işaret etmektedir.
Dr. J. Siotis’in 1906 yılında hazırladığı “ Les Thermes de Pythia” isimli kitapta ise YALOVA adı yer alır.
Rumca, Yalos/Yalakos, (sahil/kıyı) demektir. Türkçe’de, bugün, Yali/Yalı kelimesi, (sahil/kıyı) anlamındadır. Bu kelimenin sonuna Ova eklenmesiyle meydana gelen Yaliova/Yalova , sahildeki ova anlamına kullanılmış ; Yalıova’daki (ı) harfi, kullanım kolaylığından düşmüş ve YALOVA olarak halk diline yerleşmiş olabilir.
Atatürk’ün davranışı da, bu iddiayı doğrular görünümdedir. Atatürk, Türk Tarihi ile ilgili olarak Yalova’ya yaptığı bir çalışmanın altını imzalarken, 16/17 .8.1931 tarihini yazmış ve altına ( YALİ OVA/ YALOVA) diye not düşmüştür.
B. YALOVA’NIN COĞRAFİ DURUMU :
1. GENEL KONUM :
Yalova, Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara Bölgesi’nin güneydoğu kesimindedir. İlin kuzeyinde ve batısında Marmara Denizi, doğusunda Kocaeli, güneyinde Bursa ve Gemlik Körfezi yer almaktadır.
Yalova 39- 40 Kuzey enlemi, 29- 61 Doğu boylamları arasındadır. Denizden yüksekliği 2 metre, en yüksek noktası 926 metredir. 847 km. karelik alanı ile ülke yüzölçümünün % 0, 11’lik bölümünü kaplamaktadır.
Armutlu Yarımadası’nın kuzey kıyılarında, Samanlı Dağları’nın kuzey eteklerinde kurulu olan Yalova: coğrafi konumu ve doğal zenginlikleri ile önemli bir cazibe merkezidir.
2. YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ :
Yalova ilinin doğu bölgesi, kıyılarındaki düzlükler dışında, dağlık bir arazi karakterine , batı bölgesi ise farklı bir coğrafi karaktere sahiptir. Bölgenin güneyi batıdan doğuya Samanlı Dağları’yla kaplanmış durumdadır.
Batıda Armutlu Yarımadası’nın kuzeybatı kesiminde alçak tepelik bir alan yer alır. Kalem Burnu’nda dar bir şerit halinde başlayan bu alan, Çınarcık’tan itibaren genişleyerek doğuya devam eder.
Esenköy’de tepelik alanlar falezleri oluşturur ve kıyıya iner.
Çınarcık’tan Sellimandıra Vadisi’ne kadar vadilerle ayrılmış alçak bir alan uzanır. Ortaburun çevresi lav, tüf, volkanik kompleks üzerinde gelişmiştir. Yalova çevresindeki tepelik alan daha az parçalanmıştır. Özellikle güneş kısmı alçak bir plato yüzeyi karakterindedir. Doğuya doğru genişleyen bir kıyı ovası mevcuttur.
3. JEOLOJİK YAPI VE YER ALTI ZENGİNLİKLERİ :
Marmara Denizi güney kıyılarına paralel uzanan Samanlı Dağları, jeolojik gelişimindeki özellikler nedeniyle Kuzey Anadolu sıradağlarının uzantısı olarak değerlendirilmektedir.
Yalova- Orhangazi çizgisinin batısında kalan kısımda paleozoik kütle göze çarpar. Bu oluşum Armutlu Yarımadası’nın batı ucundan başlayarak Esenköy ve Kocadere’ye kadar sürer.
Mezozoik oluşum ise ancak Taşköprü’nün güneyindeki alçak kütlede dar bir kısımda görülür.
Kocadere – Esenköy arasındaki tepelik alanda güney batı- kuzeydoğu doğrultusunda eosen serisi yer alır.
Neojen serisi ise Yalova kıyılarından güneydeki yüksek kısımlara kadar uzanan alanda görülür.
Samanlı Dağları boyunca aslı magma olan oldukça önemli alanlar vardır ve bunlar kabarık alanları oluşturur. Çınarcık güneyindeki kıyı dağları ise yüksek kısımlara doğru andezit veya lavlardan, aşağı kısımlarda ise daha çok yuvarlak elemanlı volkanik kompleksten oluşur.
Yalova- Orhangazi hattının doğusunda kalan kısım morfolojik bakımdan farklı bir durum gösterir. Buradaki yükseklik değerleri diğer bölgelere oranla daha azdır ve ayrıca iç kısımda da oldukça geniş ve çevresine oranla alçak bir havza yer alır.
İlde Sugören, Soğucak, Çukurköy ve Kurtköy’de linyit kömürü ocakları bulunmakla birlikte işletilmemektedir.
Esadiye Köyü’nden başlayıp Sugören Köyü’ne kadar uzanan tepelerin altında gümüşlü kurşun madeni bulunmaktadır.
Bunların dışında bazı köylerde taş ve kireç ocakları vardır.
4. DAĞLAR, OVALAR VE YAYLALAR :
Yalova’nın güneyi Samanlı Dağları ile çevrilidir. Samanlı Dağları’nın en yüksek noktası, Beşpınar Tepesi ( 926 m.) ‘dir.
Armutlu ilçesi, Taz Dağı’nın batıya doğru devam eden eteklerinde kurulmuştur.
Samanlı Dağları kuzey eteklerinde, Marmara Denizi güney kıyılarında alçak bir bölüm bulunur. Arkada Gemlik Körfezi’ne kadar yüksek bir alan yer alır. Katırlı Dağı(541 m), Karlık Dağı ( 888 m), Çatallı Tepe ( 692 m), güneyde Gemlik Körfezi kıyılarına kadar dayanan bu yüksek alanda Taz Dağı ( 897 m), Dumanlı Dağ ( 890 m), Erikli Dağı ( 838 m) gibi yükseklikler göze çarpar.
Ovalar, genellikle akarsular boyunca uzanmaktadır. Doğudan batıya doğru Taşköprü Ovası, Samanlı ve Kadıköy Ovaları, Kocadere gibi ovalar son derece verimli ve bitektir.
İlin en önemli yaylası, Kocadere ve Teşvikiye Köyü’nün güneyinde yer alan Delmece Yaylası’dır. Bu yayla, çam ormanlarıyla büyük bir yer kaplar. Delmece Yaylası’na Teşvikiye’den ayrılan toprak yolla ulaşılabilir.
5. AKARSULAR :
Yalova’daki en önemli akarsular kaynaklarını Samanlı Dağları’ndan alır ve kuzeye doğru akarak Marmara Denizi’ne dökülürler.
Doğudan batıya doğru başlıca akarsular şunlardır : Karadere (Yalakdere), Laledere(Kılıç Dere) , Ağıl Dere, Elmalık Dere, Balaban Dere, Safran Dere, Sellimandıra ( Samanlı) Dere, Nacaklı Dere, Doğan Dere, Karpuz Dere, Kocadere.
Gemlik ilçesi Haydariye Köyü topraklarında doğan Nacaklı Deresi, Sudüşen Mevkii’nde 30 metrelik bir şelale oluşturur.
Altınova ilçesinde, Yalakdere ile birleşen Karadere, Hersek Deltası’nın oluşmasını sağlar.
6. GÖLLER :
Yalova’nın tek doğal gölü, Kocadere Köyü’nün güneyindeki Delmece Yaylası civarında bulunan ve Dipsiz Göl adıyla bilinen krater gölüdür.
Bunun dışında, Termal ilçesinde Gökçe Baraj Gölü bulunmaktadır.
7. İKLİM :
Marmara bölgesinin doğusunda yer alan Yalova ‘nın iklimi, Makro- Klima tipi olarak, Akdeniz ve Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş niteliği taşır. Bağımsız bir iklim tipinin kalıpları içerisinde değerlendirilmesi olanaksızdır. Yalova iklimi, kimi dönemlerde karasal iklim özelliklerini yansıtmaktadır. Yalova bölgesinde kuzeyden ve güneyden gelenlerle, sakin nitelikli olmak üzere başlıca üç tür hava akımı egemendir. İlde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve bol yağışlıdır.
8. BİTKİ ÖRTÜSÜ :
İlin bitki örtüsünü makiler ve ormanlar oluşturmaktadır.
Samanlı Dağları’nın kuzey ve güneyinde vadi içinde bulunan makiler, bu kütlenin etekleri boyunca kesintili şeritler ve parçalar halinde bulunur.
Yalova’nın güneyindeki dik yamaçlar tümüyle gür bir orman örtüsü ile kaplıdır. Geniş yapraklı ağaçların hakim olduğu bu kısımda iğne yapraklı ağaçlar oldukça azdır. Ormanlık alanlarda genellikle kayın, meşe, gürgen, kestane ve ıhlamur ağaçları görülür.
C. İLİN TARİHİ DURUMU :
1. TARİH ÖNCESİ DÖNEMLERDE YALOVA
Yalova sınırları içinde yapılan arkeolojik araştırmalar henüz tarih öncesi devirlerdeki yaşamı yeterli şekilde aydınlatacak nitelikte değildir.
Yazı öncesi çağlarda, Marmara Denizi çevresinde, insan elinden çıkmış ilk aletlerle belirlenen ilk kültürlerin İÖ. 600 000 yıllarından itibaren başladığı, bir gelişim- değişim süreci içinde farklı kültürler oluşturarak İÖ. 2 000 yılına kadar uzandığı izlenebilmektedir.
Yalova yakınlarında, pleistosen taraçalarının uzandığı yörede, Çalıca Deresi gravyerlerinde Paleolitik Çağ’a (Eski Taş Devri) ait kazıyıcı tipinde aletler toplanmıştır. .
Marmara Denizi güneyindeki bir diğer konak yeri ise, Çınarcık’ın 4 km. kadar güneydoğusundaki İbo’nun Rampası Mevkii’dir.Yalova- Çınarcık yolu üzerinde, yolun iki tarafında uzanan buluntu yeri, deniz kıyısından 1 km. içeridedir. Yüzey araştırmaları, konak yerinin çok geniş bir alana yayıldığını göstermektedir.
Çakmaktaşından yonga, dilgi ve dilgi çekirdekleri, kazıyıcılar, uç, delici ve çoklu aletlerin genel karakterleri, burasının bir orta paleolitik bir kültüre ait olduğu izlenimini vermektedir. Ayrıca alet topluluğu içinde, az da olsa birkaç obsidienden mikrolit dilgi, İbo’nun Rampası’nın Mezolitik Çağı’nda (Orta Taş Devri) kullanıldığına işaret etmektedir.
Neolitik Çağ (Cilalı Taş Devri)’ın en önemli özelliği, insan topluluklarının yarı göçebe bir yaşam tarzından sürekli yerleşik bir yaşam biçimine geçmeleri ve yavaş yavaş tarıma ve hayvancılığa dayalı bir ekonomik düzeni geliştirmeye başlamalarıdır.
Yalova yöresindeki arkeolojik kazılar henüz yeterli seviyede yapılmamasına rağmen, İbo’nun Rampası Mevkii’nde toplanan bazı alet toplulukları, bu evreyi yansıtmaktadır.
Göztepe Mevkii’nin çanak çömleği de her ne kadar Fikirtepe kültürü çanak çömleği özelliklerinin tümünü göstermese de, bazı benzerlikler vardır ve İÖ.6 000 yıla tarihlenmektedir.
Kuşkusuz ileride jeomorfolojik araştırmalarla birlikte diğer fen ve doğa bilimlerinden de yararlanarak yapılacak arkeolojik kazılarla Yalova ve çevresinin yazı öncesi insan toplulukları, yerleşmeleri ve kültür tarihleri hakkında çok daha doyurucu ve kesin bilgilere kavuşulabilecektir.
Ancak bunun tek şartı, buluntu yerlerini bilinçli bir şekilde koruyarak, gelecek kuşaklara ulaştırmaktır.
Armutlu
Posted on Ağustos 16, 2009 |
Kaplıcası, Denizi ve ormanı ile Armutlu
Muhteşem doğa güzellikleri, tarihi ve turizm değerleri ile Yalova’nın en batı kısmını oluşturan Armutlu ilçesi ‘Marmara bölgesi’nin en güzel köşelerinden birisidir. Görenleri hayran bırakan koyları, pırıl pırıl denizi, orman alanları ile kaplı dağları ve şifalı kaplıcaları ile tam bir turizm beldesidir Armutlu.

Ulaşım…
Deniz ve kara ulaşımına açık olan Armutlu, Yalova’ya 55 km, Bursa’ya 70 km. mesafede bulunmaktadır. İstanbul’a günde iki sefer yapan deniz otobüsleri ile kısa ve rahat bir ulaşım sağlanmasının yanı sıra Mudanya ve Armutlu arasında da seferler yapılmaktadır.
Tarihçesi:
Önceleri Bursa’ya bağlı Gemlik İlçesi’ nin bir bucağı durumunda olan Armutlu, Yalova’nın İl olması ile İlçe olmuştur. Armutlu İlçesinde merkez dışında 6 köy bulunmaktadır. Bunlar, Mecidiye, Fıstıklı, Hayriye, Selimiye ve Kapaklı’dır. Armutlu’nun tarihine ilişkin Bizans dönemine ait kalıntılar bulunmuştur. 1320 yılında Osmanlılar’ın eline geçen yörede uzun yıllar Rumlar ve Türkler birlikte yaşamıştır. Cumhuriyet döneminde Rumlar göç etmişlerdir. Yöre halkı Gürcistan kökenli Türklerden oluşmaktadır.
Adını bol ve lezzetli armutlarından aldığı söylenen Armutlu’nun tarih içinde, Armoda veya Armodies ismini de aldığı da bilinmektedir. ‘Donanma’ ya da ‘Donanmaya gözcülük eden’ anlamına gelen bu isimlerden Armutlu’nun geçmiş dönemlerde önemli bir konum taşıdığı da anlaşılmaktadır. Tarihi bilgilerine çok fazla ulaşılamamış olan belde de Bizans döneminden kalma kalıntılar bulunmuştur. Armutlu’nun ismine yönelik bir başka anlatıma göre ise; Bizans kralının kızı Armodias kayıkla gezmek üzere saraydan ayrılarak bu kıyılara gelmiş ve buranın güzelliğine, kaplıcalarına hayran kalmış. Kızının burayı çok sevdiğini gören kral, yöreye Armodias ismini vermiş. Armodias’ın zaman içinde Armutlu olarak değişerek, bugüne geldiği söylenir.1320 yılında Osmanlılar tarafından fethedilen Armutlu’da, o tarihten sonra Türkler ve Rumlar birlikte yaşamışlardır. Cumhuriyet’in ilanı ile Armutlu, Mudanya ve Gürcistan’dan göç eden Türklerin yerleştiği bir bölge halini almıştır.

Armutlu’da tarihi eserler ve kendine özgü mimari yapılar, geçmiş kültürleri hatırlatmak istercesine yeşil bitki örtüsünün içinden gururla kendilerini gösterirler. Ataların özel bir mirası olarak korunan armutlu evleri bunca yıla rağmen güzelliklerini korumaya devam etmektedirler. Beldenin merkezinde bulunan köy hamamı H. Ali Paşa Camii ve tarihi köprü, Bülbül deresi kıyısında bulunan lahit kalıntısı en önemli tarihi eserlerindendir.16 Km.lik sahil şeridine sahip olan Armutlu’nun yılandar mevkiinde tertemiz denizi ile 4 Km.lik pırıl pırıl bir kum sahili yer almaktadır. İlçeye 5 Km. mesafede bulunan ve sürekli ulaşımı olan Armutlu Kaplıcaları, yıl boyunca şifalı sularından yararlanmak isteyen sayısız insana şifa dağıtır. Yemyeşil bir vadide bulunan kaplıcalar, birçok kaynaktan oluşmakta, ziyaretçilerine banyo ve içme yoluyla tedavi sunarken, solunum yolu ile de fayda sağlamaktadır. Kaplıca suları 57c ile 73c’ye varan ısıya sahiptir. Şifalı sularının yanı sıra dinlenme ve eğlence alanları, turistik tesisleri, otel ve pansiyonları ile Armutlu kaplıcaları canlı bir turizm merkezidir. Yalova’nın en yoğun dağlık ve ormanlık bölümünü oluşturan Armutlu, 14,522 hektarlık orman alanı ile yörenin akciğeri vazifesini görür. Görülmeye değer manzaralara sahip Armutlu’da, temiz havayı içinize çeker, geçmişin ve bugünü yaşamanın zevkini doya doya hissedersiniz. Sahil boyunca uzanan Ayı burnu, Bozburun, Meyhane Burnu ve kapaklı burnu gibi nice güzelliklere sahip Armutlu’dan ayılmak sizler için çok zor olacak.

Hacı Ali Paşa Camii ( Armutlu):
Yapım tarihi’nin Orhangazi dönemine kadar uzandığı söylenir. İlçe merkezinde bulunan camii, ibadete açık durumdadır. Camii’nin iç ahşap dizaynı ve dış ahşap saçakları, ince bir işçilik örneği olarak gösterilmektedir.
Yalovada gezilecek yerler
Posted on Ağustos 16, 2009 |
Botanik
1980 yılında TEMA Vakfı kurucusu Hayrettin KARACA tarafından kurulmuştur. Yalova-Termal karayolu üzerinde, il merkezine 5 km mesafede Samanlı köyü içerisinde bulunmaktadır. Peyzaj ağırlıklı,koleksiyon bir arboretum karakterinde olup, 135.000 m2 lik bir alanda tesis edilmiştir. İçerisinde kaya bahçeleri,bitki bahçeleri, iris bahçeleri, gül bahçeleri, minyatür bitkiler, Türkiye doğumlu bonsai bitki koleksiyonları vb. örnekler vardır. Başta Türkiye olmak üzere, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Avusturalya kıtaları ve Yeni Zelanda’dan bitki örnekleri yanında, Türkiye’nin endemik bitki örnekleri mevcuttur. Arboretum içerisinde tahminen 5 bin odunsu, bir o kadarda otsu rizomlu ve soğanlı bitki mevcuttur.
Karaca Arboretumu:
Müzeler
Atatürk Köşkü Müzesi:
Atatürk’ün çeşitli nedenlerle geldiği Yalova’da kendisine Baltacı Çiftliği’ndeki köşk tahsis edilmiş, daha sonra Millet Çiftliği’ndeki köşk inşa edilmiştir.
Yerini Atatürk ve arkadaşlarının seçtiği Atatürk Köşkleri grubu içinde yer alan Atatürk Köşkü ise çok kısa bir süre içinde tamamlanışı ve bir Atatürk Evi niteliği taşımasıyla önlemlidir.
Cumhuriyet dönemi mimarlığımızın erken örneklerinden biri olan yapı, 1929 yılında yapılmış ve döneminde kullanılan eşyası ile günümüze gelmiştir. Köşkün bahçesi Atatürk’ün yurttaşlarla sohbet ettiği bir yer olarak önem kazanmıştır.
Kaplıcalar
Termal Kaplıcaları:
Roma ve Bizans dönemi eserlerinden olan Yalova Termal Kaplıcaları, il merkezine 12 km mesafede olup,kaplıca tesisleri içerisinde Sultan banyo-Valide banyo-Kurşunlu banyo ve Köylü hamamı gibi tarihi banyolar mevcuttur.Tarihi kurşunlu hamamı içinde sauna ve açık yüzme havuzu bulunmaktadır. Tesis bünyesinde şifalı mide suyu-göz suyu ve ayak suyu olarak adlandırılan şifalı sular mevcuttur. Çınar ve Çamlık Otelleri mevcut olup,bu otellerin bodrum katlarındaki hamamlarda, banyo suyu olarak kaplıca suları kullanılmaktadır. Fiziksel ve kimyasal analizler sonucu bu suyun sülfatlı,sodyum ve kalsiyumlu hipotermal ve hipotonik bir Maden suyu olduğu saptanmıştır.Mide ve bağırsak hastalıklarında,kronik gastrit, nezlevi bağırsak hastalıkları,spastik kolit ve bağırsak salgısı ve safra yetersizliğine bağlı ishallerde,asabi kaynaklı kabızlık,bağırsak parazitleri ve hemoroidlerde, dejeneratif romatizmaları (artroz) ve yumuşak doku romatizmaları da kürden şifa bulan hastalıklar arasındadır. Kaplıcalar çevresindeki Gökçedere ve Üvezpınar mahallelerinde çok sayıda konaklama ve yeme içme tesisi mevcuttur.
Armutlu Kaplıcaları:
Kaplıca, ilçe merkezinin 2.5 Km kuzeyinde olup, Armutlu Kaplıcaları Yalova’ya 50 Km. mesafededir. Kaplıca bölgesinde; Otel, Restorant,Türk Hamamı,Masaj Salonları,Jakuzi ve Kapalı Yüzme Havuzu bulunmaktadır. Kaplıca suları kimyasal sınıflandırma bakımından sülfatlı,bikarbonatlı, klorürlü, kalsiyumlu, sodyumlu ve karbondioksitli bir bileşime sahiptir.Kaynaklarda mineral miktarı 2100-2421 mg. arasındadır. Banyo ve içme kürlerine uygun olan kaplıca suları banyo,içme ve çamur olarak uygulandığı gibi, sudan çıkan gazlar teneffüs yoluyla da uygulanır. Armutlu kaplıcaları, radyoaktivitesi yüksek kaplıcalar sınıfına girmektedir.Kaplıcalar kalbin işlemesinde, asidin vücuttan atılmasında,sinirler üzerinde,iltihabi hastalıklarda ve kadın hastalıklarında,mide ve bağırsak hastalıklarında,yaraların iyileşmesinde,karaciğerin düzenli çalışmasında,hormonların düzenlenmesinde ve idrar söktürücü olarak yararlar sağlar. Armutlu ilçesinde çok sayıda konaklama yeme-içme ve eğlence tesisi mevcuttur.
Mesire Yerleri
Hasan Baba Korusu:
Yalova Çınarcık karayolu üzerinde, Çınarcığa 4,5 Km uzaklıkta yer almaktadır.
Termal:
Kaplıcaların bulunduğu bu yörede Gökçedere ve Üvezpınar köyleri arasında birçok tesis bulunmaktadır. Panorama tepesi denizden 120 metre yükseklikte ve her mevsim yeşil bitki örtüsü ile kaplı çok güzel görüntülere sahip bir alandır.
Yedi Havuzlar:
Termal tesislerinin girişinde bulunan bir çağlayandır. Çeşitli renkte ortancaları ile ünlü olan termaldeki bu yerde çok nadide ağaçlar ve çiçekler mevcuttur.
Sudüşen Şelalesi:
Üvezpınar köyünden 8 km mesafede bulunan Şelale ve çevresi eşsiz doğal güzelliklere sahiptir.Şelaleye giden yol, mükemmel bir yürüyüş parkuru olup, yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerce yoğun olarak tercih edilmektedir. Şelale’ye çıkan yol güzergahında eşsiz bir baraj gölü, deniz ve doğa manzarası mevcuttur ki, bu güzergah foto safari,doğa yürüyüşü ve piknik alanı olarak kullanılmaktadır.
Delmece Yaylası:
Yalova’nın önemli yaylaları; Kocadere ve Teşvikiye beldelerinin güneyinde yer alan Erikli ve Delmece yaylalarıdır. Delmece Yaylası içerisinde Yalova’nın tek doğal gölü “Dipsiz Göl” adı ile bilinen krater gölü bulunmaktadır. Bu yaylalar büyük oranda; çam, meşe, kestane ve ıhlamur ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır. Yaylalara ulaşım ise Teşvikiye beldesinden ayrılan toprak yolla yapılmaktadır.
Kurtköy:
Bu alan dere kenarında olup alabalık tesisleri ile piknik alanlarıyla ünlüdür.
Burhaniye:
Yalova’ya 25 Km uzaklıkta dağların arasında ve derenin hoş serinliği içersinde bulunan çok otantik bir piknik alanıdır.