Rize otel
Rize polisevi nerede
Posted on Ocak 26, 2010 |
Rize polisevi gemi şeklinde ve sahilde çok özel bi polisevi ama tam olarak açık adresini bulamadım. Bilen biri varsa yazsın lütfen. Ben araştırmaya devam edicem yanlız polisevi tam anlamıyla 5yıldızlı otel deyerinde rizye gidenlere rize polisevinde kalmalarını öneririm.
Gaga gölü
Posted on Temmuz 31, 2009 |
Gaga Gölü, Ordu’nun Fatsa ilçesinde, Fatsa-Aybastı karayolunun 8. kilometresinde bulunan Karadeniz Bölgesi’ndeki birkaç doğal gölden biridir.

Meşebükü Yassıtaş köyleri sınırında bulunan ve kapladığı alana göre oldukça derin olmasıyla ünlü olan gölde birkaç adımda 4,5 metre derinliğine inilebilmektedir. Ortasında küçük bir ada bulunmakta ve bu adaya eski bir yapının kalıntılarının varlığı ile bağlantı kurulmaktadır.

Ordu yapmadan dönülmeyecek şeyler
Posted on Temmuz 31, 2009 |
Ordu yemekleri
Posted on Temmuz 31, 2009 |
Bütün karadeniz sahilinde olduğu gibi balık yemekleri tercih edilebilecek yiyeceklerin başında gelir.
Bütün karadeniz sahilinde olduğu gibi balık yemekleri tercih edilebilecek yiyeceklerin başında gelir.
Ordu ilinin mahalli yemeklerinden Pancar Çorbası, Pancar Sarması, Melocan Kavurması, Sakarca Mıhlaması, Galdirik Kavurması, Keşkek, Tirmit (Mantar) Kavurması, Mısır Ekmeği, Turşu Kavurmaları, Su Böreği, Hamsi Tava, Hamsi Buğulama, Hamsili İçli Tava ve diğer balık çeşitleri önemli olanlardır.
Ordu ilinde Türk mutfağının tüm zenfginliklerini görmek mümkündür. Mahalli yemeklerin başlıca çeşitlerini şöyle sıralayabiliriz.
PANCAR(KARA LAHANA)ÇORBASI:
Malzeme: 1 bağ pancar 1 baş soğan 1 tane acı biber 2 kaşık yağ Yeterli kadar tuz
Yapılışı:Pancar temizlenip yıkanır.İnce ince doğranırç.Bir tencerede yağ eritilir.İncecik doğranmış soğanlar bu yağda pembeleşinceye kadar kavrulur.Üzerine malzemenin miktarına göre su ilave edilir.Pancarın yeşil rengini koruması için kaynayan suya önce tuz atılır.Sonra doğranmış pancar ile önceden haşlanmış fasulye katılır.(Fasulye yerine mevsimine göre ve ailenin ekonomik durumuna göre posul,mısır yarması,bulgur,pirinçte katılabilir.)Birlikte epeyce kaynadıktan sonra elenmiş mısır unu bir elle kaynayan yemeğin içine azar azar dökülür.Diğre elle tahta kaşıkla topraklanmaması için devamlı karıştırılır.Yemek ocaktan indirilmeye yakın bir parça biber ilave edilir.Arzuya göre iç yağı bir tavada yakılarak yemeğin üzerine gezdirilir.Daha sonra servis yapılır.
MISIR ÇORBASI:
Malzeme: 1 kg kırma beyaz mısır 1 litre ayran 1 çorba kaşığı nane 1 su bardağı kuru fasulye
Yapılışı: Akşamdan suya bırakılan kırma mısır ve fasulye sabahleyin haşlanır.Bir tenceye su konularak kaynatılır.Hazırlanan malzemeler kaynayan suya katılır.Piştikten sonra dinlemeye bırakılır.Ayrı bir kapta hazırlanan ayranın içine pişmiş kırma mısır ve fasulye karışımı konulur.Servis yapılacağı sırada yağ eritilerek yemeğin üzerine dökülür.Nane ve tuz ilave edilir.
HAMSİ KAYGANASI :
Malzemesi:Hamsi (Taze veya Salamura)½ kilogram Yumurta(3 adet) Yeşil Soğan(1 bağ) Un (2 yemek kaşığı) Maydanoz (6-7 dal) Karabiber Süt (1 su bardağı)
Yapılışı : Hamsi ayıklanır, kılçıkları çıkarılıp üç-dört parçaya ayrılır. İçine yeşil soğan maydanoz ince ince doğranır. Yumurtalar kırılır, tuz ve karabiber ilave edilip, sütle açılır. Krep kıvamında hazırlanır. Tavaya çok az sıvıyağ koyulup, kızdırılır. Daha sonra hazırlanan karışımdan 1-2 kepçe dökülür. İnce bir şekilde yayılır ve kızartılır. (Kızarırken tava yavaş yavaş sallanmalı.) Bir tabak yardımı ile alt üst çevrilir. Kızaran kayganalar düz servis tabağına alınır. Hazırlanan krepler bitene kadar kızartma işlemine devam edilir. Kızaran kayganalar üst üste konulup, dilimlenir. Yada tek tek rulo şeklinde sarılıp, servis tabağına yerleştirilir. Arzuya göre yeşil soğan, salata ve marul ile süslenerek servis yapılır.
PANCAR DÖŞEMESİ :
Malzemeler
ancar (Kara Lahana2 bağ) Soğan (2 adet) Pirinç veya Bulgur (1 çay bardağı) Kıyma yada Kemikli Et (250 gram) Salça (1 yemek kaşığı) Tereyağ (1 yemek kaşığı) Sıvıyağ (1 fincan) Acıbiber (1-2 adet) Tuz
Yapılışı : Pancarlar ayıklanıp, yıkanır. İnce ince doğranır. Kaynar suya atılarak 2-3 dk. Haşlanır. Süzgece alınır. Soğanlar ince doğranır. Kıyma ile kavrulur. Yağ ve salça ilave edilir. Haşlanmış pancarlar bu karışımla 2-3 defa karıştırılarak üzerine sıcak su konulup harlı ateşte pişmeye bırakılır. Içine ayıklanıp yıkanmış pirinç yada bulgur ve acı biber ilave edilerek yeterince pişirilir.
Ordu efsaneleri
Posted on Temmuz 31, 2009 |
Gelin Kayası Efsanesi :
Ordu’dan Çamalan Yaylasına doğru, kâh tepelerin eteklerinden dolanan, kâh derin vadilere yükseklerden bakarak uzanan yayla yolundan gelip – geçen bütün yolcular. Gelin Kayalarına doğru bakışlarını çevirmekten kendilerini alamazlar Haramı Koyu’nden Melet Irmağı Vadisine doğru, bir bıçak gibi keskin ve dik sırtın üzerinde duran acayip şekilli taş yığınlarına Gelin Kayaları adı verilmektedir. Buranın dayandığı efsane ise. yıllar ötesinden günümüze kadar, her yayla yolcusunun kulağına üflenmiştir.
Gelin Kayaları Efsanesini civarın yaşlıları söyle anlatıyorlar:
Melet Irmağına doğru inen sarp tepenin, ormanlarla örtülü yamacında çok fakir ve yaşlı biri varmış. Melet, kenarındaki değirmenlere gidemeyen köylülerin zahralarını avlusundaki ufak dibek taşında öğütür, geçimini bu suretle sağlarmış. Bazı rivayetlere göre. bu öğütücü bir kişi tarafından döndürülebilen, çevre halkının “El Değirmeni” dediği cinsten bir taş değirmeni imiş. Günün birinde, yaşlı değirmencinin kızını, uzaktan bir köyden bir gence istemişler. Hayırlısı olsun, deyip evlendirmişler. Çeyiz olarak, elinde, avcunda ne varsa kızına vermiş. Düğüncüler, gelinin eşyalarını atlara yükleyip, oğlan, evine doğru yola çıkacakları zaman, gelin etrafı söyle bir süzmüş. Avlunun bir kenarında duran babasının ekmek teknesine, kendini bugünlere getiren el değirmenine gözlerini dikmiş,
Kızının bu halini güren babası, yanına yaklaşmış:
- Kızım, değirmen tası bizde kalsın.
diyecek olmuş. Düğün alayının ileri gelenleri durumu kavramışlar.
İçlerinden biri:
- Emmi veriver şu değirmen taşını kızınada, biz de yola düzülelim.
Yaşlı baba:
- Olmaz, o bana lâzım.
Onunla geride kalan çoluk çocuğumun nafakasını sağlayacağım, veremem, diyerek karşı koymuş.
O sırada, yeni gelin :
- Babam benden bir taşı esirgiyor. Ben de onsuz gelin gitmem. Diyerek boynunu büküp, oturuvermiş kapının önüne.
Düğüncüler yaşlı babanın geçimini nasıl sağladığını bilmediklerinden, bu değirmenin aile için ne derece kıymetli olduğunu kavrayamamışlar., işi, basit bir “gelin eşyası” bir taş olarak görmüşler, içlerinden biri:
- Hadi, emmi bu kadar da nekeslik etme. Alt tarafı iki taş parçası bunun… İnsan kızından bunları esirger mi?.. Bak, o da yurt-yuva sahibi oluyor. Yolumuz uzun, bekletme bizi., diyerek, değirmen taşlarını omuzlayıp, yanındaki hayvana yüklemişler. Zavallı baba, bu durum karşısında ısrarın faydasızlığını anlayarak, boynunu bükmüş. Kendisinin nekes tanınmasına mı, o yaşlı haliyle çoluk – çocuğuna değirmensiz nasıl bakacağına mı üzülsün?. Kala kalmış, ortalıkta. O sırada, önde davul – zurna, arkada at sırtında gelin; köylüler, eşya yüklü atlarla düğün alayı, dimdik sırta doğru yola koyulmuşlar. Yaşlı gözlerle kafileyi izleyen babanın tâ… yüreğinin derinliklerinden bir tel kopmuş sanki… Derin bir ah… çekli, aklıyla mı, gönlüyle mi, bilinmez seslenivermiş, davullu alayının ardından:
-Bir taşı bize çok görenleri Allah ne etsin… Hepiniz taş olun taş.
Ertesi gün, karşı tepelerden be geçeye bakanlar, Melet ırmağına doğru inen dik bir yamacın, bıçak gibi çıkıntılı bir kısmında, acayip şekilli kayalar görmüşler. Daha düne kadar ormanlık olan bu yamaçta kayaların bulunuşundan ziyade, görünüşleri onların şaşkınlığa düşürmüş. Çümkü, bu kayalar sanki bir kafilenin heykelleşmiş şekline benziyormuş. Atıyla yaylısıyla, davullu – zurnalı bir gelin alayının tıpkısıymış. Yılların yağmuru, karı ve fırtınalarına rağmen, bozulmayan şekilleriyle günümüzde dahi görenleri şaşkınlığa düşüren bu kayaların etrafı koyu bir yeşillikle çevrilmiştir. Yılların yağmuru, karı ve fırtınalarına rağmen, bozulmayan bu kayaların etrafı koyu bir yeşillikle çevrilmiştir. Bir tarihte yayla yolculuğum sırasında Gelin Kayaları Efsanesi’ni anlatan yaşlı yol arkadaşım, ayrıca şunları da ilave etti:
- Evlat, Gelin Kayaları, baba bedduası alan, ailesinin geçim kaynağını kurutan, taş ruhlu insanları bizlere göstermektedir.