Tatil Otelleri Rehberi, Ucuz Otel, Otel Rehberi, Tur Rehberi

Gitmeden önce fikir sahibi olun.

Antalya keşfedilmemiş yerler

Kasım 13, 2009 tarihinde yayınlandı |

 Henüz popüler olmamış Gazipaşa’nın; Akdeniz’in yamaçlarından denizi seyreden muz bahçeleri ile yanı başındaki tepelere kurulmuş Dağlık Kilikya’nın antik kentlerini, tarihle iç içe incecik kumsallarını, çivit mavisi koylarını, esrarengiz mağaralarını, ulu çamlı-zarif sedirli ormanlarını-yaylalarını keşfettik.
Üç gün boyunca dört bir yanı tarihle-yeşille-denizle çevrelenmiş bu güzel kentin dağlarında, tarihi kalıntıları arasında, muz ve nar bahçelerinde, korsan yatağı olarak çeşitli efsanelere konu olmuş ilginç koylarında-mağaralarında, teknelerin gidip-geldiği maviliklerde Orhan Veli’nin dizeleri dilimizin ucunda yürüdük-yüzdük-dolaştık.

Nar bahçelerinde geçse gün,
Her gün aheste mavnaların,
Görsem açıktan geçişini,
Ve her akşam dizilişini,
Ufukta mermer adaların..

MUZ BAHÇELERİ VE ANTİK KENTLER İÇİÇE
Oriontrekking tarafından iyi planlanmış olan gezinin ilk gününde, Anamur yönünde yer alan Muzkent’e (Nephelis) doğru çam, zeytin, incir, nar ağaçlarının arasından geçerek ilerliyoruz. Bir tepenin başında duruyoruz. Aşağısı denize doğru, uçsuz bucaksız muz bahçeleriyle dolu. Yamaca sıralanmış muz ağaçlarının arasından yürüyoruz. Akdenizin sıcak ve nemli havasında coşmuş devasa yeşil yaprakların arasından muz hevenkleri sarkıyor. Bir yandan girintili çıkıntılı kıyılara sokulmuş maviliklere gözümüz takılırken, diğer yandan her açıdan görüş alanımıza giriveren denizin kıyısındaki sivri tepeye bakıyoruz. Yaklaştıkça tepenin başındaki tarihi kalıntılar dikkatimizi çekiyor. Burası dağlık Kilikya Bölgesi’nin kentlerinden biri olan.Nephelis. Tepenin en yüksek noktasında akropol ve Orta Çağ’dan kalma kale surları var. Bu antik kentte; Roma döneminden kalma tapınak, odeon, su sistemi, kireçtaşı ocağı ve nekropol alanı kalıntılarını görmek mümkün.

 
ÇİVİT MAVİSİ KOYLAR
Denize girmek ve geçmişin izlerini görmek için yine doğu yönünde, Güneyköy’deki Nohutyeri denilen yere doğru gidiyoruz. Yola yakın bir tepede “Kültür Bakanlığı Antiocheia ad Cragum Kazısı” tabelasını görüyoruz. Çalıların, çamların arasında sütunlar gözümüze çarpıyor. Bir süre daha gittikten sonra yol bir tepenin dibinde bitiyor. Önümüzde yükselen tepenin yamacında başlayan kale kalıntıları, yukarıya doğru devam ediyor. Bu bölgenin tarihi geçmişini anlatan rehberimiz Hüseyin Bey “Bu Nohut Kalesi” diyor. Sağımızda derin mavi rengiyle uzunca bir koy, arkasındaki tepede basamak basamak yükselen muz bahçeleri. Solumuzdaki muz ağaçlarının arasından geçerek koylara doğru yürüyoruz. Bir süre sonra dik yamaçtan aşağıya bir patikadan inmeye başlıyoruz. Çam dallarının arasından gördüğümüz, çivit mavisi renkte pırıldayan küçük koylar çok etkileyici. Bu güzelliğin çekiciliğine doğru, çok dik olan yamaçtan, yardımlaşarak iniyoruz. Kral Koyu-Delikli Deniz olarak adlandırılan bu yer, girintili-çıkıntılı, ışık yansımalarıyla renkten renge bürünen kayalarca kuşatılmış. Ortasındaki oyukla denize açılan ve tam da korsanlara göre olan bu gizemli koyda, herkes neşe içinde peş peşe kendini suya atıyor.
ANTIOCHEIA AD CRAGUM ANTİK KENTİ
Dağlık Kilikya bölgesinde bulunan Antiocheia ad Cragum Antik Kenti, Güneyköyü sınırları içerisinde Nohutyeri olarak bilinen yerde bulunuyor. Gazipaşa’nın 18 km uzaklığındaki kentin adı çeşitli kaynaklara göre Kommagene (merkezi Adıyaman) kralı 4. Antiochus’tan geliyor. Kalıntılar üç yükselti üzerinde toplanmış. Birinci bölüm sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı ve kilisenin bulunduğu kesim, ikinci bölüm Kilikya’ya özgü mezar yapılarının bulunduğu nekropol alanı, üçüncü bölüm ise batıda denize uzanan, sarp kayalıklar üzerine yapılmış kale kalıntıları. Kalıntıların Roma, Bizans ve Ortaçağ dönemlerine ait olduğu belirlenmiş.
Ekim 2009Yazı ve Fotoğraflar: Ayşe Dönmez

Benzer Yazılar