Bayburt doğal güzellikleri

Mart 16th, 2010

Çimagıl Mağarası
  
İl merkezine yaklaşık 35 km. uzaklıktaki Aşağı Çımağıl köyünün Taşındibi Mahallesinden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatte ulaşılabilmektedir . 600 metre uzunluğunda bulunmaktadır . Mağarada küçük su birikintileri bulunmakta ,Sarkıt-Dikitleri ve doğal yapısıyla gerçekten görülmeye değer manzara oluşturmaktadır. Özellikle bu konularla ilgilenenlere tavsiye edilecek niteliklerdedir
  
Helva Köyü Buz Mağarası

Masat vadisinin güneyinde Helva köyünde yer almaktadır . İl merkezinden 33 km. mesafede hemen köyün yamacında yer alan mağaranın içinde buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitleri bulunmaktadır . Köy halkı tarafından değişik zamanlarda soğuk hava deposu olarak kullanılmış olan mağara buz oluşumlarının değişik şekillerini yansıtmaktadır .
  
Aydıntepe Yer Altı Şehri

Bayburt’un Aydıntepe ilçesinde yer alan kent , tüf içerisinde , yüzeyden 2-2,5 metre derinde başka yapı malzemesi kullanmadan ana kayaya oyulmuş galeriler , tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır . Yaklaşık bir metre genişliğinde ve 2 ile 2,5 metre yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yana genişlemektedir . (3 x 8 Metre ) Kareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır. Ayrıca gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin , galeri odalarını aydınlatmak için duvarlara delik açıldığı gözlenmektedir . Halen kazı çalışmaları devam edilen kent hakkında şu an ileri sürülen iki görüş öne sürülmektedir , bunlardan biri ; bu kentin , bölgede daha önce sözü edilen Halde şehrine ait olduğu , Halde’nin “Khalde” olduğu eski ismi Hart (Aydıntepe) olan ilçenin isminin de “Halt” dan geldiği görüşü mevcuttur . Diğer görüşe göre ; Hart’ta bu yer altı kentinden başka Geç Roma Erken Bizans devirleri arasında yer alan bir mezarın ortaya çıkarılması , Hıristiyanlığın henüz yerleşmediği bir devirde bu bölgenin bir sığınak teşkil ettiği , Romalılar tarafından kovulan ilk Hıristiyanların bu bölgeye geldikleri ve sığındıkları , yer altı kentinde bu Erken Hıristiyanlık dönemine ait olabileceğidir .

Bayburt tarihi yerleri

Mart 16th, 2010

Bayburt Kalesi
Zigana ve kop dağlarından aşılarak ulaşılan Bayburt kalesi aynı zamanda Karadeniz’i Basra körfezine bağlayan ticaret yolu üzerinde bulunmaktadır . Bu yolu izleyen her seyyahın uğradığı kalenin adı , önemi , ihtişamı ve günlük yaşamıyla ilgili pek çok bilgi mevcuttur.
Şehrin kuzeyinde yalçın kayalar üzerinde inşa edilmiş olan kalenin kimler tarafından yapıldığı kesinlikle yapıldığı bilinmemektedir . İlk yapının Ermenilere ait olduğu öne sürülse de , Bağrat sülalesi zamanında (885″ 1044) varlığından söz edilen Bayburt Kalesi’nin çok daha önce miladın ilk yüz yıllarında mahalli prens ve mücadele rinde rol oynadığı anlaşılmaktadır . Khorenli Movses’den öğrenildiğine göre Bağrat’ların geliştikleri devrede 1. asırda Bağrat’lı Piurad oğlu”Senbad” (Asbed) süvari başbuğu ve batı ordusu başkumandanı olarak atabeyliğini yaparak kurduğu hükümdar çocuklarını kendi müstahkem yerleri olan”Pepert” yani Bayburt Kalesi’ne 58 yıllarından önce kurulduğu ortaya çıkmaktadır .
  
Saruhan Kalesi
İlimiz merkezine 35 km. mesafede bulunan Saruhan köyündeki kalenin gözetleme amacıyla yapıldığı tahmin edilmektedir . Trabzon’da bulunan Pontus İmparatoru Mithridates savunma amacı ile Gümüşhane , Bayburt , Kelkit ve Erzincan 75 adet kale yaptırdığı tarihi kayıtlarda mevcuttur Bu kalenin onlardan biri olduğu sanılmaktadır . Kalede tarihi aydınlatacak herhangi bir kitabe mevcut değildir .
Bu kalelerden başka , Saruhan kalesi gibi savunma ve gözetleme amacı ile kurulan ancak günümüzde , harabe durumunda olan Demirözü ilçesine bağlı ve ilimiz merkezine 40 km. mesafede Bayrampaşa köyünde bulunan kale kalıntıları , yine ilimiz merkezine 42 km. mesafede bulunan Kitre Köyü kale kalıntıları ve ilimiz merkezine 27 km. mesafede bulunan Çayoryolu (Sünür) köyü kale kalıntıları mevcuttur .
  
Dede Korkut Türbesi
İlimizin güney doğusunda merkeze bağlı 39 km. mesafedeki Masat köyünün hemen çıkışında yapılış şekli ve mimari tarzı ile çok eskilere uzanan ve halk arasında Alî Baba diye geçen türbe Alî Baba (Büyük Baba) anlamında kullanılan ve bütün Türk dünyasını yakından ilgilendiren , Dede Korkut’a ait olduğu söylenen türbedir . Türbenin üzerinde eski Türkçe 718 rakamı görülmektedir . Yapılış şekli ve kullanılan malzeme bakımından adı geçen kişiye ait olabilecek karakterdedir . Anıt türbe Orhan Şaik Gökyay’ın 1986 basımı Dede Korkut Hikayeleri Kitabında resimli olarak yer almaktadır .

Bayburt yöresel yemekleri

Mart 16th, 2010

Bayburt yöresel yemeklerinde görülen genel özellik, un ve una bağlı yemeklerle, etli yemeklerin sebze ve zeytinyağlı yemeklerden çeşit olarak daha fazla oluşudur. Yörenin yemeklerinin bazıları; tel helvası, tatlı çorba, galaçoş, ekşi lahana, lor dolması, yalancı dolmadır.

Galacoş

Malzemeler :
250 gr Yeşil mercimek
500 gr kıyma
200gr tereyağı
1 Adet Büyük Boy soğan
2 kaşık salça
3 su bardağı süzme yoğurt veya kurut
2 adet pide veya ev ekmeği

Yapılışı :
Mercimekleri 2,5 su bardağı suda hafif diri kalacak şekilde haşlayarak süzülür.Bir kenarda bekletilir.Soğanlar küçük küçük kıyılır. Yağda kavrulur.Kıyma ilave edilerek 5 dakika süreile karıştırarak kavrulur. Mercimek salça ilave edilir.Tuz ve karabiberde ilave edilerek lezzetlendirilir. Servis tabağına pideler doğranır. Kıymlı karışım ekmeklerin üzerine dengeli bir şekilde yayılır.Ezilmiş süzme yoğurt üzerine dökülür.Yağ kızdırılarak yemeğin üzerine gezdirilir.Servis yapılır.

Lor Dolması

Malzemeler :

1 kg. taze lor (çökelek)
1 su bardağı bulgur
2 adet yumurta
1 su bardağı süt kaymağı
4 kaşık tereyağı
dargın
1 kg pancar yaprağı veya evelik
1 deste taze soğan (kuru soğanda olabilir)
tuz

Yapılışı :
Yapraklar yumuşaması için kaynar suda bir taşım haşlanır . Taze lor içerisine yumurta , süt kaynağı , haşlanmış bulgur , ince doğranmış taze soğan , sıkılarak yaprağa sarılır . Yağlanmış tepsiye düzgün bir şekilde dizilir üzerine yarım su bardağı su veya süt ilave edilerek orta sıcaklıktaki fırında pişirilir . Servis yaparken üzerine eritilmiş tereyağı dökülür .

Bayburtta yapılacak aktiviteler

Mart 16th, 2010

- 20 Mayıs-5 Haziran tarihlerinde Bayburt’u ziyaret etmiş iseniz Kırkpınar Köyünde doktor yılanları görmeden,

- Temmuz ayının üçüncü haftasında ile gelmiş iseniz “Dede Korkut Kültür-Sanat Şöleni’ne” katılmadan,

- Vilayet Ormanını gezmeden,

- Kefenli Kebap, Gındırlama Köftesi yemeden dönmeyin.

Baksı müze resimleri

Mart 16th, 2010

Bayburt’a 45 km. uzaklıkta bulunan Bayraktar Köyü’nde bir müze olduğunu duyunca oldukça şaşırdım. Aklıma gelen “canım ne olacak, köyün yöresel eserlerinin sergilendiği bir mekandır” düşüncesi ile Bayburt’tan yola koyulduk. Amacımız hem doğayı görmek hem de sadece “orada bir müze varmış, biz de görelim bu müzeyi” şeklinde idi.

Köye yaklaşırken yol üzerinde gördüğümüz inşaatın “ne garip bir bina yapıyorlar, kocaman” düşüncesi ile buranın müze olacağını aklımıza bile getirmeyerek köyün içine gitmeye karar verdik. Çünkü müze orada eski bir köy evindedir diye düşünüyorduk. Yol üzerinde gördüğümüz bir amcaya burada bir müze varmış, onun için geldik diye sorar bakışı attığımızda amca bize o garip inşaatı gösterdi. Döndük oraya yöneldik. İnşaatı sürdüğü için işçiler çalışıyorlar. Başlarında duran kişiye müze için geldiğimizi, açık olup olmadığını sorduk. Ve sohbet başladı. Kendisi aynı zamanda köyün muhtarı olan Nabi bey önemli bir zamanını müze için harcıyor ve orada bulunduğumuz süre zarfında bize müzeyi, inşaatın tüm kısımlarını gezdirdi ve sıkılmadan anlattı. Bu ilgi bizi ziyadesiyle memnun etti.

Müze projesinin sahibi, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Dekanı Prof. Hüsamettin Koçan imiş. Doğrusu resim sanatı ile ilgim olmadığından ne ismini biliyordum ne de böyle bir müze ile ilgili çıkan haberleri okumamıştım ya da okumuş isem de aklımda kalmamış. Hüsamettin bey, Bayraktar Köyü’nde doğmuş. Köyün eski adı Baksı ve Baksı Kırgız dilinde “şaman”  manasına geliyor. Geçtiğimiz senelerde şu an müze olan küçük binada ve atölyelerde bulunan eserleri de içine alan Şaman Güncesi isimli bir eser de yayımlanmış; sağolsun muhtar Nabi bey bana da bir tane hediye etti.

Binanın misafirhanesi var, atölyeleri var, sergileme alanları var. Ana binanın inşaatı devam ediyor ve burada ayrıca büyük bir konferans salonu da yapılıyor. Hakikaten müzeden ibaret değil tam bir sanat merkezi hüviyetinde. Düşünün Bayburt’a ulaşmak bile biz İstanbul’dakiler için çok zor olurken, köyünün birinde böyle bir merkezin düşüncesi, bunun hayat geçmesi hayal bile edilemez. Bir taraftan Karadeniz dağlar ve ovaya bakan bir manzarası, hemen altından geçen Çoruh nehrinin muhteşem kavisli görüntüsü ve bir taraftan köyün birinde sanat merkezi.